Kayıtlar

Sevsene Beni / Mavi

“Merhaba mavi abi, dünya üzerinde bir yerdeysen umarım bu taşa gelip oturursun”

Aylar geçmişti,
          Zeynep olduğumu söylemek istemiyordum. İstiyordum ki birinin aklında kalayım, ettiğim iki kelam aklında kalsın, çok sarhoş olsa da dediklerimi unutsun beni unutmasın. Vazgeçtim, dediklerimi de unutmasın. Bu beklentiyi yaratacak en güzel insan Mavi abiydi benim için.
         Konuşmuyordu. Onu tanıyan bir abi kırdı iyice diye tekrarladı, oradan geçen birisi sadece alkol dedi, az ilerideki, hafif sıska abi üşümesine buldu suçu. Duraksadım, duraksadım çünkü bu tam da etrafımda olan şeydi! Beni tanıyan, tanımayan, bir de fikri dahi olmayan o etrafımdakilerin hakkımda düşündükleri... bir poşet dolusu düşünce, Mavi abi de çoktan çöpe atmış bile! Konuşmadı...
          Üşüyorsan şarap alayım mı sana?
         Sesi soluğu çıkmıyordu ama oydu, üzerinde o ilk gece bana giydirdiği kazağın aynısı, nasıl aynı kazaktan iki tane edinmişti bilmiyorum, bitmek bilmeyen duygularıyla yarışır bu huyu da. …

Miat

-Ne kimsesi var kimsenin Ne de kimsesiz
Kendini şarkıda bulduğun kadar mısın? Peki ya iki ettiniz mi? Sen ve sen?  Kavuştunuz mu? 
      Ayrılıkların şarkılarla taçlandırıldığı zamanlara yetişemedik sayın okuyucu,  vaktiyle bırak birbirinin en ücra köşesinde kalan hissi alıp en soldaki köprüden atmayı, şarkılarda kavuşulurdu, bize kadar miadı yetmemiş bu hissiyatlığın. Taburenin kısa ayağı olan adam onca zamanın yakasını bir araya getiriyor, yetmiyor kilometreleri bitiriyor, son adımı attıktan sonra... Dedik ya sayın okuyucu taburenin kısa ayağı işte, anlasana. Bizim kavuşmalarımız bile cümle etmiyor, şarkı şurada dursun. İnfialimiz bundan olsa gerek sayın okuyucu, düzgün tokuştur ses çıksın...
-Kendine kimsesiz
Siz zırhınıza çiçekler çizmişsiniz, ben sokaklarda yeleğimle gezerken. Sapasağlamsınız siz,  benim aklımda kımıldayanlar gözlerime dolarken.  İpleri çoktan bırakmışsınız, benim bıraktığımı sandığınız ipleri bile kenarıma meyletmişken ben. Siz söylediklerinizi bile yapmamışsınız, ben tüm söyl…

Yarın Tam da 2. Yılını Dolduruyor!

Yaşarken zordu, anlatamamıştım, kelimelere dökmekten daha zor sanmışım sanırım, şu an parmak uçlarıma kadar titriyorum ama hazırım...

Bir kaç yazımda değinmiştim, değinmekten ziyade üstünden atlayıp etrafında dolaşmıştım şu an anlatacaklarımın sayın okuyucu, fazlaca 'duyar kasmayacağım', laf sokarım ironi yaparım en fazla, sen rahatsız olmayasın sakın. 
2016, mayıs 2. Sabah uyandığımda bacağım benim bacağım değildi sanki. Canı tatlı biri olmadım hiçbir zaman, kalktım okula gittim. Bir gün öncesi 'bit pazarında' sabahlamıştık ondan sebeple yorgunumdur diyordum ki birkaç saate yüzüme kadar o hisle kaplandı vücudumun yarısı. Sonrası devlet hastanesinde sürünmece. 'Kısmi felç geliryordur yeaa' diyerek gülüyoruz yanımdaki refakatçi arkadaşımla ama bir şeylerin daha da ters gittiği aşikar. Doktor beycim 'sakinleştirici' bir iğne yapmayı öngördü ve postaladı beni eve o gün, tarihe not olsun; devlet hastanelerine küstüğüm gündür.
Sabah babam gelmişti bile, başk…

Sonra Başa Dönüyoruz

Düşünüyorum da, uyumadıkça düşünüyor insan, düşündükçe de uyuyamıyor. ‘Yazı yazacak kadar üzülmedim mi ben bu duruma?’ diye bile sorguluyorum kendimi bazen, düşünmeye aç değilim de, bazı konularda çok açıktayım, insanlıkça açıktayız gibi sayın okuyucu, tüm olanlar insanlığın ayıbı...
Çok mu verdim, az mı aldım diyen, üçün beşin lafını yapan insanlar türedi son zamanlarda etrafımda. Rahatsızım. Yetkililere ulaşabilen varsa sorunumu iletsin rica ediyorum sayın okuyucu, iletmezsen de paşa gönlün bilir ne yapalım. Neticede kaç kişi kaldık birilerinden beklentisi olan, “beklentiler üzer”i teoride kavrayıp pratikte sular seller gibi yaşayan. 
Adamlar değişir senaryolar aynı kalır, son aynı. Adam dediğime bakma, adamlık kadınlık işi değil, insan olma meselesi bu sayın okuyucu. Düşünürken, düşünecek şey bulamadığımda etrafımdaki insanlar kelime olsa ne olurdu diye düşünüyorum, bazılarına böyle cuk diye oturan kelimeler var. Kelimelerle insanları özdeşleştirince şeffaflaştıklarını görüyorum, san…

Bir Vakit Gelirsen

Sabah ayazında ölü bulunmuş son kalan canlı yanım Dudaklarının arasına aldığı sigaranın izmariti bile daha solmamış, sol yanımda Gitmiş, sabahın en olmadık, en kör saati Gitmiş, sabaha çalan geceden kalma bir vakit Sabahların hepsi toplamış pılını pırtını gitmiş gibi bir vakit
Yapma, Gelme Ben buyur ederim de kapı aralığından, sen yine de girme içeri Düzeni böyle hem sabahların, anla işte Sen gelirsen, gece sabahla buluşmaz Sen gelirsen, gelme işte, ev sıcak daha da yakma Gelme, kirletme bardağımı, kahve yaptırma bana, hatırı kalmasın
Gelme, midemdeki kelebekler hayallerime dolar, baş edemem Gelme, geldiğin vakitlerin anlamı kalsın, her vakte anlam yükleme Gelme, mutluluktan yazı yazamam bana acı lazım Gelme Sabahların düzenini bozma hiç, Düzen bu, Gitmem diyen gitmeli ki birileri eline kalem alabilsin Birileri sövsün dünyanın çarkına, en olmadık adamların en olduramadıklarına Cümlelerin sonuna ağız dolusu nokta konsun
Yapma, Kaldırma beni son bulunduğum yerden, kül yanımı silkeleme …

Zamanındayım, Çatı Katında

Burnuma tahta kokusu ilişiyor, okunmuş, dokunulmuş eski demeye dilimin varmadığı kitapların kokusu geliyor sonra, bir yerden rüzgar dokunuyor tenime bir de mavilik var gözümü alan, kulağımda cızırtılı bir Zeki Müren sesi...
        30 yıl sonra oradaydım, ne adamlar dokunmuştu hayatıma, ne çok kayboldum sanmıştım, şimdi bakıyorum yolum doğru muydu bilmiyorum ama ben yolumda yürümeyi başarmışım. Şu denizi koklayan, gökle el ele olan, demirleri krem rengi balkonumda dikiliyorum öylece. Yanımdaki tüm adamları yerleştirmiştim hayalimde bu balkona ben, küçük masamda kadehimin yanına hep bir kadeh de onlara koymuştum. Büyük dedemden şimdi bile kalmayan pikap o vakit kalmış, şansın güzelliğine bakar mısın rakı kadehim de tam yanında, o küçük balkondaki tahta kare masanın üstünde. Tek sandalye var, buna şaşırdım biraz, buruk bir hüzün bu, kalabalık da severdim ben yalnızlığı sevdiğim kadar, sadece hayatıma giren adamlara da değil eş dost için de koyardım masama bir kadeh daha ben hay…

Makes Hanım Meselesi / Mavi

 Hiç uyumamış gibi uyumuşum, hiçbir şey düşünmeden, hemde bir bar masasında, saat kaç, aha telefonum yok! Neyse zaten önemi de yok, önemli olan yazanının olması, zaten fazlalıktı bana, 80'lerde doğmalıydım ben böyle teknolojik olaylara hiç girmemeliydim, oysa tüm yanlışların tam ortasında bekliyorum öylece, yanlış zaman, yanlış topraklar, başkasına göre büsbütün yanlışım zaten, bir de adım, adım yanlış, Zeynep olsaydım bari...

      Hangi şehirdeyim yahu, tüm konseri de kafamın içinde vermişsiniz, sağ olun, niye karşımda kimse oturmuyor, yahu boşluğu bile iki tane görüyorum ben! 
      Bir yerinden tutunup geceyi bitireyim en iyisi diyordum, kalktım, gözüme ilişen aidiyet hissettiğim her şeyi topladım, yarım biramı da aldım, yarım kalmasını sevmem, sırf yarım kalmasın diye dökerim bile ama yarım kalsın istemem. Merdivenlere yöneldim, bu merdivenlerde benden sonra bu kadar dik durmaya başladı herhalde, sende dur, sen bile dik dur karşımda, aman eğilip bükülmeyin sakın! Sitemkardım,…